Gelecek Nesillerin Bize Emaneti: Bezirgân
Toprağın alın terini sedir sandıklarda sakladık
Bezirgan
Antalya'nın zirvesinde, zamana meydan okuyan bir mühendislik harikası yükseliyor. Ne bir çivi, ne bir metal... Sadece doğanın sunduğu asırlık sedir ağacı ve Anadolu insanının kadim bilgisiyle inşa edilen Bezirgân Tahıl Ambarları, toprağın bereketini binlerce yıldır aynı sadakatle koruyor. Tarihin, doğanın ve sanatın buluştuğu bu eşsiz yolculuğa hoş geldiniz.
Bezirgân: Dağların Ardındaki Bereket Vadisi Antalya’nın Kaş ilçesinden dik yokuşları aşarak ulaştığınız Bezirgân, denizden 700 metre yükseklikte, zamana direnmiş kadim bir yayla yerleşimidir. Antik çağdaki ismiyle Pirha, sadece bir yerleşim yeri değil; Likya Birliği’nin sahil kentlerini (Patara ve Antiphellos) besleyen en büyük tarım üssüydü. Bugün Bezirgân, dünyada benzerine az rastlanan bir "Ambarlar Mevkii"ne ev sahipliği yapar. Köyün girişinde bir ordu gibi yan yana dizilen bu yapılar, Yörüklerin sahil ile yayla arasındaki konar-göçer yaşamının en somut şahididir. Bezirgân, toprağın sunduğu buğdayın asırlık sedir ağaçlarıyla buluştuğu, mimari sürekliliğin yaşayan bir anıtıdır.
Bizi Neler Bekliyor??
Likya’nın Formu, Sedirin Kokusu: Çivisiz Bir Tarih
Ağacın Kenetlenen Gücü: Geçme (Kertme) Sanatı Bezirgân ambarları, "geçme" veya "kertme" olarak bilinen kadim bir yığma tekniğiyle inşa edilir. Bu yöntemde, sedir ağacından elde edilen kalın kalasların uç kısımları, birbirinin içine geçecek şekilde hassas bir işçilikle oyulur. Köşelerde kullanılan "Kurtboğazı" ve "Çalmaboğaz" gibi birleşim teknikleri, yapının herhangi bir dış sabitleyiciye ihtiyaç duymadan kendi ağırlığıyla kilitlenmesini sağlar. Bu mühendislik tercihi, ambarın deprem gibi sarsıntılara karşı esnemesine ve yüzyıllarca ayakta kalmasına olanak tanır.
Karaboğaz, kurtboğaz ve çalma boğaz geçme teknikleri. Metal çivi kullanılmadan yapılmışlardır.
Kurtboğaz geçme teknikleri
Torosların Hazinesi: Sedir (Katran) Ağacı Ambarların inşasında sadece Lübnan Sediri (Cedrus Libani) kullanılır. Bu seçimin sebebi sadece dayanıklılık değildir:
Doğal Koruma: Sedir ağacının yoğun reçinesi (püse) ve kendine has kokusu; fare, yılan, akrep ve böcek gibi zararlıları yapıdan uzak tutar.
Asırlık Ömür: Sedir, nemli ortamlarda bile çürümeye karşı en dirençli ağaç türüdür.
Bezirgan tahıl ambarının altında görülen bu taşlar serenlerdir.
Elmalıdaki dev ambarının tekerinin bir görünümü.
Kurtboğaz geçme teknikleri
Neden Metal Çivi Yok? Geleneksel ustalar (Tahtacılar), metal çivinin ahşaba zarar vereceğini, zamanla paslanarak ağacı çürüteceğini biliyorlardı. Çivisiz yapı, ahşabın doğal nefes alma sürecine uyum sağlar. Ayrıca bu teknik, ambarın gerektiğinde parçalara ayrılarak başka bir yere taşınabilmesine (demonte özellik) imkan veren "taşınabilir bir miras" tasarımıdır.
Bu gördüğünüz ağaç, sedir ağacıdır. Bu ağaç hakkında daha fazla bilgi için fotoğrafa tıklayınız!
Ambarın Anatomisi: Yerden Göğe Mühendislik Bir Bezirgân ambarı, dört ana yapısal birimden oluşur:
Seren (Ayaklar): Yapıyı yerden yükselterek nemden koruyan taş veya ahşap dikmeler.
Teker: Ayakların üzerine yerleştirilen geniş dairesel ahşaplar. Bu parça, farelerin tırmanarak içeri girmesini engelleyen zekice bir bariyerdir.
Ambar Gözleri: İçeride tahılların birbirine karışmadan saklandığı bölmeler.
Gübse: En üstte yer alan, değerli eşyaların veya günlük gıdaların saklandığı kapaklı sandık bölümü.
Işık Ülkesi'nin Gizli Hazinesi
Antik çağda "Işık Ülkesi" Likya olarak bilinen, günümüzde ise Teke Yarımadası olarak adlandırılan coğrafya, Akdeniz'in batı kıyılarından Toroslar'ın iç kesimlerine uzanan dağlık yapısıyla tarih boyunca dikkat çekmiştir. Bezirgan Köyü, bu yarımadanın engebeli yapısı içinde, deniz seviyesinden yaklaşık 850 metre yükseklikte, dağlarla çevrili verimli bir düzlük olan Bezirgan Ovası'nda (bir polye ovası) konumlanmıştır (Naciye Küçük). Kaş ilçesine yaklaşık 42 km, turistik Kalkan Mahallesi'ne ise çok yakın bir mesafede, Kışla Dağı'nın sırtlarında yer alan köy, sahil ile yayla arasındaki geçiş kuşağında bulunmasıyla kendine özgü bir iklime ve floraya sahiptir (Naciye Küçük).
Tarihi Kervan Yolu ve "Bezirgân" İsmi Köyün konumu tesadüfi değildir; sahil ile iç bölgeler arasında hayati bir geçiş noktasıdır. Osmanlı döneminde ve öncesinde, iç bölgedeki üretim merkezi Elmalı ile sahil şeridindeki Kalkan Limanı arasında ticaret yapılan tarihi kervan yolu Bezirgan'dan geçmekteydi. Tahıl, kereste ve diğer ürünleri taşıyan kervanların konakladığı ve ticaretin döndüğü bu stratejik nokta, köye Farsça kökenli olup "Tüccar" veya "Satıcı" anlamına gelen "Bezirgân" isminin verilmesini sağlamıştır,. Tahıl ambarları, işte bu ticaret yolu üzerindeki zenginliğin ve depolama ihtiyacının somut bir kanıtı olarak inşa edilmiştir
Likya Yolu Üzerinde Bir Kültür Durağı Bezirgan, günümüzde dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından biri kabul edilen Likya Yolu güzergâhı üzerinde bulunmaktadır,. Kaş ve Kalkan'a yakınlığıyla bilinen bu rota, doğa yürüyüşçülerini antik patikalar üzerinden Bezirgan'ın tarihi ambarlarına ulaştırır,. Köy, 1980'li yıllara kadar yayla ve sahil arasında bir geçit görevi görmüş, günümüzde ise bu stratejik konumunu kültür turizmi ile sürdürmektedir
"Ambarlararası" Mevkii: Köyün Toplu Kasası
Dağınık Değil, Toplu Yerleşim Bezirgan'daki tahıl ambarlarını diğer bölgelerden (örneğin Elmalı Ovası'ndaki evlerin avlusunda yer alan ambarlardan[1]) ayıran en belirgin özellik, yerleşim biçimidir. Ambarlar, evlerin yanına dağınık bir şekilde değil, köyün hemen yakınında toplu halde inşa edilmiştir (Alev Erarslan). Bu yapılar, yan yana dizilerek adeta bir "ambar mahallesi" görünümü oluşturur ve yerel halk bu bölgeye "Ambarlararası" ismini vermiştir (Naciye Küçük).
Toplu birşekilde inşa edilmiş olan Bezirgan tahıl ambarları
Köyün Ortak "Bankası" "Ambarlararası" mevkii, sadece tahılların değil, köy halkının tüm mal varlığının korunduğu bir "toplu kasa" işlevi görmüştür. Yarı göçebe yaşam süren bölge halkı, kışın sahile göçerken sadece tahıllarını değil; paralarını, altınlarını, çeyizlerini ve değerli eşyalarını bu ambarlara kilitleyerek geride bırakmıştır (Naciye Küçük).
Bekçilik Sistemi Köy halkı yayladan sahile indiğinde geride kalan bu toplu hazineyi korumak için bir bekçi görevlendirilirdi. Bekçiler, genellikle köyde ailesiyle birlikte yaşayan kişilerden seçilir ve bu hizmetleri karşılığında ambar başına, hasattan elde edilen üründen belirli bir pay (hak) alırlardı (Alev Erarslan).
Anıtsal Bir Silüet Bir zamanlar sayıları 250'yi bulan bu ahşap yapılar, Bezirgan Ovası'nda benzersiz bir silüet oluşturmaktaydı. Günümüzde sayıları 89'a kadar düşmüş olsa da, "Ambarlararası" mevkii hala bu toplu yerleşim kurgusuyla Anadolu'nun en etkileyici kırsal peyzajlarından birini sunmaktadır (Naciye Küçük)(Gözlem)
Fotoğraftanda göründüğü gibi ambarların yamaç kısmında yapıldığı gözüküyor
[1] Bu Elmalı`da bulunan tek başına duran dev ambar
Konumun Mantığı: Selden Korunma ve Harman Yeri Bu toplu yerleşim alanı rastgele seçilmemiştir. Ambarlar, yağmur sularından ve taşkınlardan korunmak amacıyla köyün yamaç kısımlarına kurulmuştur [2] (Alev Erarslan). Ayrıca bu bölge, tarımsal ürünlerin işlendiği harman yeri olarak da kullanılmıştır. Ürünlerin harmanlandığı yer ile depolandığı yerin iç içe olması, lojistik açıdan büyük bir kolaylık sağlamıştır (Alev Erarslan).
Neden "U" Şeklinde? (İç Mekân Kurgusu ve Plan Şeması)
U Planlı Yerleşim ve Koridor Sistemi Bezirgan ve çevresindeki ahşap tahıl ambarlarının mekânsal planı, "U" şeklinde bir iç alanı çevreleyen kutu benzeri dikdörtgen bölümlerden oluşur. Bu "U" formu, giriş kapısından içeri girildiğinde sağ, sol ve karşı cepheyi çevreleyen ve yöresel olarak "gübse" adı verilen sandık bölümlerinin dizilimiyle ortaya çıkar. "U" şeklinde tasarlanan bu sandık kısmı, güvenlik ve kullanışlılığı aynı anda sunan çok katmanlı bir çözümdür. Giriş kapısından ambarın derinliğine doğru uzanan dar koridor, bu depolama ünitelerine erişimi sağlar
İki Katmanlı Depolama Mantığı: Göz ve Gübse Ambarların iç tasarımı, sadece tahıl depolamak için değil, ailenin tüm değerli varlıklarını korumak için özelleşmiş iki farklı bölümden oluşur:
• Zemin Bölmeleri (Göz): Giriş katının zemininde, üzerleri ahşap kapaklarla örtülü genellikle dört adet bölme bulunur,. Bu bölmelere buğday, arpa, nohut ve mercimek gibi tahıllar çuval kullanılmadan, doğrudan dökülerek muhafaza edilir,. Ambarın her yüzeyinin ahşap olması ve alttan hava alması sayesinde, bu gözlerdeki tahıllar kızışmadan ve bozulmadan uzun süre taze kalır.
• Üst Sandıklar (Gübse): Zemin bölmelerinin üzerinde yer alan ve mekânı "U" şeklinde saran "gübse"ler ise, tahıl dışındaki eşyalar için ayrılmıştır. Yarı göçebe yaşam kültürünün bir devamı olarak; yatak, yorgan, halı, kilim, çeyizler ve ziynet eşyaları bu sandık bölümlerinde saklanır.
Modüler Esneklik Bir ambar genellikle 4, 6 veya 8 göz/gübseden oluşur,. Ahşap geçme tekniğiyle (çalma boğaz) inşa edilen bu bölmelerin en önemli özelliği modüler olmalarıdır; ahşap ayırıcıların sökülmesiyle bölmeler birleştirilebilir ve depolama alanları ihtiyaca göre genişletilebilir
Görmüş olduğunuz balkona benzeyen mekan sundurma olarak geçer.
Giriş ve Sundurma (Köşk) İlişkisi Yapının ön kısmında, ana gövdeye eklemlenen ve "sundurma" (Bezirgan/Gökçeören'de) ya da "köşk" (Elmalı/Yazır'da) olarak adlandırılan yarı açık bir bölüm bulunur. Yerden yaklaşık 1.5 metre yükseltilmiş bu alan, ürünlerin çuvallanması ve nakliyesi için bir ara istasyon görevi görür,. Sundurmanın önünde, genellikle antik devşirme malzemeden (sütun kaidesi veya mil taşı) yapılan ve "bindirme taşı" veya "binek taşı" olarak adlandırılan bir taş blok bulunur,. Bu taş, yüklerin katır veya eşeklere kolayca yüklenmesini sağlamak amacıyla özel olarak yerleştirilmiştir
Ana Malzeme: Toros Sediri (Katran Ağacı) Bölgedeki tahıl ambarlarının inşasında kullanılan temel malzeme, yöre halkının "katran ağacı" olarak adlandırdığı Toros Sediri'dir (Cedrus libani). Bu ağacın tercih edilmesinin en önemli nedeni, antiseptik özelliğe sahip olmasıdır; bu özellik sayesinde ambarlar böcek, kurt ve diğer haşerelere karşı doğal bir koruma sağlar ve yapıların yüzyıllarca çürümeden ayakta kalmasına olanak tanır (Alev Erarslan). Sinan Değirmeni gibi sedir ormanının bulunmadığı bazı bölgelerde ise yapı malzemesi olarak karaçam veya ardıç ağacının kullanıldığı görülmektedir (Naciye Küçük).
Yapım Tekniği ve Malzeme: Çivisiz ve Geçme Sistem
Bezirganda geriye kalan tek kiremit çatılı ambar
Sökülüp Taşınabilir Özellik Metal çivi kullanılmadan, tamamen geçme tekniğiyle (lego gibi) inşa edilen bu yapıların en büyük avantajlarından biri taşınabilir olmalarıdır. Bir ambar, sökülerek başka bir yere nakledilebilir ve orada tekrar kurulabilir; bu özellik miras paylaşımı veya göç durumlarında ambarların sahipleriyle birlikte yer değiştirmesine olanak sağlamıştır (Alev Erarslan)
Çivisiz "Çantı" Tekniği ve Kurtboğazı Bu yapıların mimari açıdan en dikkat çekici özelliği, inşasında metal çivi kullanılmamasıdır. Duvarlar, ahşap kalasların üst üste yığılması ve köşelerde birbirine geçirilmesiyle oluşturulan "çantı" tekniği ile inşa edilmiştir (Naciye Küçük). Kalasların köşelerdeki birleşim noktalarında, ahşabın birbirine kilitlenmesini sağlayan ve yöresel olarak "kurtboğazı" veya "çalma boğaz" adı verilen özel bir geçme tekniği uygulanır (Alev Erarslan). Yapının sağlamlığını artırmak için dikey olarak "morsa" adı verilen sabitleme kalasları kullanılır ve parçalar ahşap çivilerle (mıh) birbirine tutturulur (Naciye Küçük).
Taş Temel ve Havalandırma Ambarlar doğrudan toprak zemine inşa edilmez; köşelerine yerleştirilen büyük "yastık taşları" üzerine oturtularak yerden yaklaşık 50 cm yükseltilir. Bu yükseltme, yapının zeminle temasını keserek nemden korunmasını sağladığı gibi, alt kısımdan hava akımının geçmesine olanak tanıyarak tahılların kızışmasını ve çürümesini engeller (Alev Erarslan). Ayrıca direklerin üzerine yerleştirilen "teker" veya "aşak" adı verilen geniş başlıklar, fare ve sincap gibi kemirgenlerin tırmanarak ambara girmesini engelleyen bir bariyer görevi görür (Seval Özgel Felek).
Çatı Sistemi: "Hartama"dan Kiremite Orijinal ambarların üst örtüsü, "hartama" (veya harlama) adı verilen, sedir ağacından elde edilen ince ahşap plakalarla kaplıydı. Bu doğal kaplama, yapının nefes almasını sağlarken estetik bir bütünlük sunardı. Ancak günümüzde bakım zorlukları nedeniyle bu ahşap örtülerin yerini büyük ölçüde kiremit veya oluklu sac levhalar almıştır (Naciye Küçük).
Dış Cephe ve Çatı Kurgusu: "Piştuvan" ve "Hartama"
Karakteristik Çıkıntılar: "Piştuvan" Ambarların dış cephesine özgün karakterini kazandıran en önemli mimari unsur, köşe birleşim noktalarında ve bazen cephe ortasında dışa doğru taşan ahşap kiriş uçlarıdır. Yöresel olarak "piştuvan" adı verilen bu çıkıntılar, yapının iskeletini oluşturan yatay hatılların ve taban kirişlerinin "kurtboğazı" tekniğiyle birbirine kilitlenmesi sonucu oluşur (Alev Erarslan). Bu çıkıntılar sadece statik bir zorunluluk değil, aynı zamanda yapının cephesine hareket ve estetik katan karakteristik birer öğedir.
Nefes Alan Çatı: "Harlama" (Hartama) Ambarların orijinal üst örtüsü, modern kiremit veya sacdan çok önce, doğayla tam uyumlu bir malzeme olan ve yörede "harlama" (veya hartama/pedavra) olarak bilinen ince ahşap plakalarla kaplıydı. Sedir ağacının kabukları, mısır sapları veya saz liflerinin örülmesiyle oluşturulan bu doğal örtü, yapının nefes almasını sağlar ve içerdeki ürünün bozulmasını engellerdi (Naciye Küçük). Dik çatılı bu yapılar, yağmur suyunun hızla akmasını sağlayacak şekilde tasarlanmış olup, geniş saçakları sayesinde ahşap gövdeyi yağıştan ve güneşten korur (Alev Erarslan). Günümüzde bakım zorlukları nedeniyle bu otantik örtülerin yerini büyük ölçüde oluklu sac levhalar veya kiremit almıştır.
Kapılar ve Süsleme: Ustanın İmzası
Kapı Motifi, Ustanın İmzasıdır Ahşap ambarların en süslü ve dikkat çekici elemanı giriş kapılarıdır. Yaklaşık 120x80 cm veya 100x70 cm boyutlarında olan bu tek kanatlı ahşap kapıların üzerindeki işlemeler, o ambarı inşa eden ustanın adeta bir imzası niteliğindedir (Naciye Küçük). Her ustanın kendine özgü bir kapı deseni vardır; bu desenler dikey, yatay veya baklava dilimi (diyagonal) formunda olabilir (Naciye Küçük). Kapılar üzerindeki bu geometrik ve bitkisel bezemeler, yapının tek dekoratif süsü olarak kabul edilir (Alev Erarslan).
İşlevsel Detaylar: "Kedilik" ve "Çeşme" Ambar kapılarında ve cephelerinde, estetiğin ötesinde pratik zekanın ürünü olan ilginç detaylar bulunur:
• Kedilik: Özellikle Elmalı Ovası'ndaki ambar kapılarının alt kısmında, kedilerin içeri girip fareleri yakalayabilmesi için bırakılmış "kedilik" adı verilen küçük delikler bulunur (Alev Erarslan).
• Çeşme (Yükleme Kapağı): Büyük ölçekli ambarlarda (özellikle Elmalı'daki ağa ambarlarında), yan cephelerin alt kısımlarında "çeşme" adı verilen küçük kapaklar yer alır. Bu kapaklar, ürünün ambara boşaltılmasını veya içeriden kolayca alınmasını sağlamak amacıyla tasarlanmıştır (Alev Erarslan)
Süsleme Sembolleri Ambarların ahşap yüzeylerinde ve özellikle kapı sövelerinde; ahşap oyma ve ajur (delgi) tekniğiyle yapılmış geometrik motifler, bitkisel bezemeler, çarkıfelek ve ay-yıldız gibi sembolik süslemelere rastlanır (Haşim Karpuz). Bu motifler, yapıya estetik bir değer katmanın yanı sıra, ev sahibinin gücünü ve zenginliğini de simgeler.
Güncel Durum ve Koruma: Zamana Direnen Miras
Sayısal Değişim: Hızla Azalan Bir Miras Elmalı, Bezirgan, Gökçeören ve Sinan Değirmeni gibi bölgelerdeki tahıl ambarları, geçmişte tarımsal üretimin ve sosyal yaşamın merkezindeyken, günümüzde sayıları dramatik bir şekilde azalmaktadır. Kaynaklara göre Bezirgan'da bir zamanlar 250 civarında olan ambar sayısı günümüzde 100'ün altına, bazı güncel saha tespitlerine göre ise 89'a kadar düşmüştür (Alev Erarslan), (Naciye Küçük). Benzer bir kayıp Gökçeören (Seyret) köyünde de yaşanmış; 150 olan ambar sayısı kritik risk altında 50 civarına gerilemiştir (Alev Erarslan), (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi). Sinan Değirmeni bölgesinde ise geçmişte 284 adet olduğu belirtilen ambarlardan günümüze sadece 52 ila 86 tanesi ulaşabilmiştir (Alev Erarslan), (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi). Finike Yazır köyünde ise 300'ü bulan sayı 150'ye kadar inmiştir (Alev Erarslan).
Sinan Değirmeni
Toroslarda çam ahşabı geleneksel tahıl ambarları ve tarihi değirmeni.
Elmalı Ambarları
Elmalının harika birşekilde korunmuş sedirden yapılma devasa ambarları.
Gökçeören
Bütüncül planlı ahşap tahıl ambarlarıyla ünlü yayla yerleşimli köyü.
Tehditler ve Risk Faktörleri
• Üretim Modelinin Değişmesi: Bölge halkının buğday ve arpa gibi kuru tarımdan, sera sebzeciliği ve narenciye üretimine yönelmesi, tahıl depolama ihtiyacını ortadan kaldırmıştır. İşlevsiz kalan yapılar zamanla bakımsızlaşarak çürümeye terk edilmiştir (Naciye Küçük), (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Çatısı bozulduğundan dolayı sac kullanılmıştır
Göç ve İlgisizlik: Köyden kente göç ve genç neslin tarımsal üretimden uzaklaşması, ambarların sahipsiz kalmasına ve bakım onarım geleneğinin (usta-çırak ilişkisinin) kesilmesine neden olmuştur (Alev Erarslan), (Naciye Küçük).
Koruma Çıkmazı: 2012-2013 yıllarında birçok ambar "korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmiştir. Ancak bu durum, ambar sahiplerinin basit onarımları yapmasını bürokratik ve mali açıdan zorlaştırdığı için, yapılar müdahale edilemeden doğal koşullara (fırtına, yağmur) yenik düşmektedir (Naciye Küçük), (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Satış ve Bağlamdan Kopma: Bazı ambar sahipleri, bakımını yapamadıkları bu yapıları turistik tesislere, otellere veya dekorasyon amacıyla başka bölgelere satmaktadır. Sökülüp başka yere taşınan ambarlar, özgün bağlamından ve "toplu yerleşim" kimliğinden koparılmaktadır (Alev Erarslan), (Naciye Küçük).
Kritik Risk Alanları Yapılan güncel risk analizlerine göre, özellikle Gökçeören ve Sinan Değirmeni bölgelerindeki ambarlar "kritik risk" grubunda yer almaktadır. Bu bölgelerde yapısal çöküş tehlikesi, malzeme aşınması ve insan tahribatı en üst seviyededir. Bezirgan'daki ambarlar ise görece daha iyi durumda olsa da "orta risk" grubunda değerlendirilmekte ve acil izleme gerektirmektedir (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Sahil ve Yayla Arasında İkili Yaşam Antalya'nın batısında, özellikle Kaş, Elmalı ve Kumluca hattında, coğrafyanın zorlu koşulları ve iklimsel farklılıklar, binlerce yıldır süregelen "yayla-sahil" ikili yaşam modelini ortaya çıkarmıştır. "Konar-göçer" olarak tanımlanan bu yaşam biçiminde, halk kış aylarını ılıman sahil yerleşimlerinde geçirirken, yazın sıcağından kaçmak ve tarımsal üretim yapmak amacıyla yüksek rakımlı yaylalara (Bezirgan, Gökçeören, Sinan Değirmeni gibi) göç etmektedir (Naciye Küçük). Bu mevsimsel döngü, sadece bir yer değiştirme hareketi değil, aynı zamanda bölgenin sosyal yapısını, mimarisini ve üretim kültürünü şekillendiren temel bir dinamiktir. Örneğin Bezirgan, geçmişte Kalkan ve Kaş bölgesinin ticaret merkezi ve kervanların geçiş güzergâhı olması nedeniyle, yaz aylarında nüfusun yoğunlaştığı ve sosyal hayatın canlandığı bir merkez niteliği taşımıştır (Naciye Küçük).
Sosyal Bir Merkez Olarak Ambarlar Tahıl ambarları, sadece ürünlerin saklandığı kapalı kutular değil, aynı zamanda kırsal sosyal yaşamın merkezinde yer alan etkileşim alanlarıdır. Ambarların zemin katındaki boşluklar veya önlerindeki sundurmalar (köşk/hayat), "dönüşen bir mekân" işlevi görür. Bu alanlar; kadınların keten veya yün eğirdiği, kışlık yiyecek hazırladığı, mısır soyduğu veya fındık ayıkladığı imece mekânlarıdır (Mutlu Kaya). Özellikle mısır soyma gibi toplu işlerde, kadınların bir araya gelerek birbirlerine karşılama türküler söyledikleri, sosyalleştikleri bilinmektedir (Mutlu Kaya). Erkekler için ise bu alanlar, tarım aletlerinin onarıldığı veya odun kesme işlerinin yapıldığı yarı açık atölyelerdir (Mutlu Kaya). Ayrıca bu yapılar, düğün veya cenaze gibi toplu organizasyonlarda, olumsuz hava koşullarında sığınılan ortak alanlar olarak da hizmet vermiştir (Mutlu Kaya).
Göç Zamanı ve "Emanet" Kültürü Yayla sezonu bitip kışın sahile dönüldüğünde, ambarlar "kilitli birer kasa" hüviyetine bürünürdü. Yarı göçebe yaşamın bir gereği olarak, halk sahile inerken sadece tahıllarını değil; yatak, yorgan, halı, kilim, çeyiz sandıkları ve ziynet eşyalarını da ambarların "gübse" (sandık) adı verilen bölümlerine kilitleyerek geride bırakırdı (Naciye Küçük), (Alev Erarslan). Bu durum, ambarların bölge halkı için bir "banka kasası" kadar güvenli ve mahrem kabul edildiğini göstermektedir (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Bekçilik Müessesesi Köy halkı sahile göçtüğünde, geride kalan bu toplu hazineyi ve "hayalet köye" dönüşen yerleşimi korumak için "bekçilik" sistemi işletilirdi. Özellikle ambarların toplu halde bulunduğu Bezirgan ve Sinan Değirmeni gibi yerlerde, kışın köyde kalan bir bekçi bu yapıların güvenliğinden sorumlu olurdu (Alev Erarslan). Bekçiler, bu hizmetleri karşılığında para yerine genellikle ambar başına belirlenen miktarda (örneğin ambar başına 3 kile buğday ve arpa) tahıl alarak geçimlerini sağlarlardı (Naciye Küçük), (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Hasat ve Panayır Geleneği Tarımsal üretimin yoğun olduğu dönemlerde, özellikle hasat sonrasında Bezirgan gibi merkezlerde sosyal hayatın canlandığı görülürdü. 1970'li yıllara kadar Bezirgan'da hasat sonunda kurulan panayırlar, bölge halkının buluşma, alışveriş yapma ve eğlenme merkeziydi; öyle ki köyde o dönemde yazlık sinemaların ve kahvehanelerin bulunduğu bilinmektedir (Naciye Küçük). Bu sosyal canlılık, ambarların dolu olduğu ve tarımsal üretimin hayatın merkezinde olduğu dönemlerin bir yansımasıdır.
Kültürel Bellek, Semboller ve Kökenler
Orta Asya'dan Anadolu'ya: Tahtacı Türkmenleri ve "Kazayağı" Bölgedeki ahşap işçiliğinin ve ormancılık kültürünün kökenleri, Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan derin bir tarihsel bağa işaret etmektedir. Özellikle ormanlık alanlarda yaşayan ve ağaç işleriyle uğraşan "Tahtacı" Türkmenleri, bu kültürün en önemli taşıyıcılarıdır. Kaynaklar, Tahtacı Türkmenlerin kökeninin Hazar Denizi'nin doğusundaki Mangışlak (Mangıstau) bölgesine dayandığını ve buradaki "Aktav" bölgesinde "Tahta" adlı bir yerleşimin bulunduğunu belirtir (Mehmet Kıldıroğlu). Bu toplulukların mezar taşlarında ve ahşap eserlerinde görülen ve "Kazayağı" olarak bilinen damga, Türkistan'dan Anadolu'ya taşınan ortak bir kültürel sembol olarak kabul edilir (Mehmet Kıldıroğlu). Bu bağlamda, Antalya'daki ahşap ambarlar, sadece birer depo değil, aynı zamanda göçebe Türk kültürünün ve ahşap ustalığının somut birer belgesi niteliğindedir.
Likya ile Diyalog: Ahşaptan Taşa Kültürel Süreklilik Bölgedeki tahıl ambarları, antik Likya uygarlığının mimari mirasıyla şaşırtıcı bir benzerlik ve süreklilik gösterir. 19. yüzyılda bölgeyi gezen Charles Fellows ve Charles Texier gibi seyyahlar, Likya kaya mezarlarının ve lahitlerinin formunun, aslında bölgedeki ahşap ev ve ambar mimarisinin taşa yansımış hali olduğunu tespit etmişlerdir (Naciye Küçük), (Şevket Aktaş). Kaya mezarlarındaki hatıl uçları, ahşap geçme detayları ve semerdam çatı formları, binlerce yıl önceki ahşap mimari geleneğinin taşa kopyalanmasıdır. Bugün Bezirgân veya Gökçeören'de gördüğümüz bir ahşap ambar, aslında antik dönemdeki bir Likya mezar anıtının "yaşayan" ahşap ikizidir (Alev Erarslan), (Şevket Aktaş). Bu durum, bölgedeki mimari geleneğin malzeme ve form açısından binlerce yıldır kesintiye uğramadan devam ettiğini kanıtlamaktadır.
Bir Statü ve Güç Sembolü Tahıl ambarları, sadece işlevsel birer yapı değil, aynı zamanda sahibinin ekonomik gücünü ve sosyal statüsünü gösteren birer prestij unsurudur. Özellikle Elmalı Ovası'ndaki köylerde (Beyler, Karamık gibi) görülen ve "Bey Ambarı" veya "Ağa Ambarı" olarak adlandırılan devasa yapılar, 50 ila 300 ton arasında değişen depolama kapasiteleriyle feodal gücün bir simgesi olmuştur (Naciye Küçük), (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi). Bir hanenin ambarının büyüklüğü ve doluluğu, o ailenin zenginliği ve hasadının bolluğu ile doğru orantılıdır; bu nedenle ambarlar, kırsal toplumda bir "övünç kaynağı" olarak görülmüştür (Mutlu Kaya).
Kutsallık ve Bereket Tarımsal toplumlar için tahıl, hayatta kalmanın temelidir ve bu nedenle "tanrıların bir hediyesi" olarak kutsal kabul edilmiştir. Ambarlar, bu kutsal hediyeyi (nimeti) koruyan yapılar oldukları için kültürel hafızada özel bir yere sahiptir. İspanya'daki benzer örneklerde (Horreo) ambarların üzerine haç veya koruyucu semboller yerleştirildiği görülürken, Anadolu'da bu koruma içgüdüsü, ambarların yapımında kullanılan sedir ağacına atfedilen "kutsallık" ve dayanıklılık ile sağlanmıştır (Mutlu Kaya). Ayrıca ambarların cephelerine işlenen çarkıfelek, ay-yıldız gibi motifler ve kapı süslemeleri, yapıyı ve içindeki bereketi nazardan ve kötülüklerden koruma amacını da taşıyan estetik unsurlardır (Haşim Karpuz).
Somut Olmayan Kültürel Miras ve Ritüeller: Ağacın Ruhu ve Semboller
Usta Eller: "Ağaçeri"lerden "Tahtacı"lara Bölgedeki ahşap ambarların mimari ustalığı, kökleri Orta Asya'ya dayanan ve Anadolu'da "Tahtacı Türkmenler" olarak bilinen topluluklarla yakından ilişkilidir (Mehmet Kıldıroğlu). Tarihsel kaynaklarda 13. yüzyıldan itibaren ormanlık alanlarda yaşayan ve ağaç işleriyle uğraşan bu topluluklar "Ağaçeri" (Orman İnsanları) olarak anılmışlardır (Mehmet Kıldıroğlu). Özellikle Antalya (Teke Yarımadası) gibi ormanlık bölgelerde yoğunlaşan bu gruplar, ağacı sadece ekonomik bir malzeme olarak değil, inanç sistemlerinin bir parçası olarak kutsal bir varlık gibi görmüşlerdir (Mehmet Kıldıroğlu). Alevi-Bektaşi inancına sahip bu topluluklarda, Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi figürlerin "tahta kılıç" kuşanmaları, ağaca atfedilen manevi gücün ve kutsiyetin sembolik bir göstergesi olarak kabul edilir (Mehmet Kıldıroğlu).
İmza ve Kimlik: "Kazayağı" Damgası Ahşap ambarların inşasında ve bölgedeki Yörük mezar taşlarında görülen en belirgin sembollerden biri, üç çizgiden oluşan "Kazayağı" damgasıdır. Bu damga, basit bir süsleme olmanın ötesinde, binlerce yıllık bir göç ve inanç haritasını çizer:
• Köken: Kazayağı damgasının izleri, Kazakistan'ın Mangışlak (Mangıstau) bölgesindeki "Aday" boyuna ait mezar taşlarından Sibirya'daki kaya resimlerine kadar uzanmaktadır (Mehmet Kıldıroğlu). Bu benzerlik, Antalya'daki ambar ustalarının atalarının Orta Asya'dan Anadolu'ya taşıdığı kültürel belleğin somut bir kanıtı olarak değerlendirilmektedir (Mehmet Kıldıroğlu).
• Anlam: Alevi inancına mensup Tahtacı Türkmenler için bu damga, "Pençe-i Al-i Aba"yı (Ehl-i Beyt'in pençesi) veya "Hz. Ali'nin Pençesi"ni sembolize eder. Yapıların üzerine işlenen bu işaret, ambarı ve içindeki bereketi manevi olarak mühürler ve korur (Mehmet Kıldıroğlu).
Manevi Bir Merkez Olarak Bezirgân Tahıl ambarlarının yoğunlaştığı Bezirgân köyü, sadece tarımsal üretimin değil, aynı zamanda manevi yaşamın da izlerini taşır. Yerel halkın anlatılarına göre, Anadolu'nun önemli inanç önderlerinden Abdal Musa Sultan, Elmalı Tekke köyündeki dergâhını kurmadan önce bir süre Bezirgân'da yaşamış ve burada bir tekke kurmuştur. Köyde bugün "Tekke Mevkii" olarak anılan bölge ve Abdal Musa Dergâhı'nın vakfiyesinde Bezirgân'ın adının geçmesi, ambarların bulunduğu bu coğrafyanın derin bir tasavvufi geçmişe sahip olduğunu doğrular (Naciye Küçük).
Bereket, Mahremiyet ve Koruma Ritüelleri Ambarlar, kırsal yaşamda "can" ve "gelecek" olarak görülen tahılın ve ailenin en değerli varlıklarının saklandığı mahrem alanlardır:
• Çeyiz ve Gelecek: Ambarların içindeki "gübse" adı verilen sandık bölümleri, sadece tahıl için değil, göç zamanlarında yanlarında götüremedikleri yatak, yorgan, kilim, çeyiz ve ziynet eşyalarının saklanması için kullanılır (Naciye Küçük; Alev Erarslan). Bu yönüyle ambar, ailenin birikimini koruyan kilitli bir kasa işlevi görür.
• Doğal Koruma: Ambarların inşasında kullanılan sedir (katran) ağacının kokusu ve reçinesi, antiseptik özelliği sayesinde fiziksel olarak haşereleri, akrep ve yılanları uzak tutarak ürünü korur (Alev Erarslan).
gübse
• Sözlü Kültür ve Sosyalleşme: Ambarların altındaki boşluklar, kadınların mısır soyma veya fındık ayıklama gibi işleri "imece" usulüyle yaparken sosyalleştikleri, karşılıklı maniler söyledikleri alanlara dönüşür. "Mısırı kuruttun mu / Ambarda duruttun mu" gibi maniler, hasat sevincini ve ambarın bu süreçteki hayati rolünü kuşaktan kuşağa aktarır (Mutlu Kaya).
Kültürel Miras, Koruma ve Gelecek Vizyonu
Mevcut Durum: Hızla Yok Olan Bir Miras Antalya'nın dağlık kesimlerinde yüzyıllardır tarımsal üretimin ve sosyal hayatın tanığı olan ahşap tahıl ambarları, bugün ciddi bir yok oluş tehdidi altındadır. Değişen sosyo-ekonomik koşullar, köyden kente göç ve tarımsal üretim alışkanlıklarının değişmesi (tahıldan seracılığa geçiş), bu yapıların işlevsiz kalmasına neden olmuştur (Alev Erarslan). İstatistikler bu erimeyi çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır:
• Bezirgân: Geçmişte yaklaşık 250-300 ambarın bulunduğu köyde, bugün bu sayı 100'ün altına düşmüştür (Alev Erarslan; Naciye Küçük).
• Sinan Değirmeni: Bir zamanlar 284 adet ambarın bulunduğu bölgede, günümüzde sadece 86 ambar ayakta kalabilmiştir ve bunların 18'i yapısal formunu kaybetmiş durumdadır (Alev Erarslan; Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
• Gökçeören: 150 civarında olan ambar sayısı 50'ye kadar gerilemiştir ve bunların yaklaşık üçte biri ciddi yıkılma riski taşımaktadır (Alev Erarslan; Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Koruma Çıkmazı: "Tescil" ve "Tamir" Arasında 2012-2013 yıllarında Bezirgân, Gökçeören ve Sinan Değirmeni bölgelerindeki ambarların büyük bir kısmı "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmiştir (Alev Erarslan; Naciye Küçük). Ancak bu yasal statü, paradoksal bir koruma sorununu da beraberinde getirmiştir. Tescillenen yapıların onarımı için gerekli olan bürokratik izin süreçleri ve yüksek restorasyon maliyetleri, köylülerin kendi imkânlarıyla basit onarımlar (çatı aktarımı, direk değişimi vb.) yapmasını engellemiştir (Naciye Küçük). Bakımsız kalan ve "dokunulamayan" bu ahşap yapılar, kış şartlarına, neme ve biyolojik bozulmalara yenik düşerek daha hızlı çürümeye başlamıştır (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Gelecek Vizyonu: Bütüncül Koruma ve Kırsal Turizm Bu eşsiz mirasın geleceğe aktarılabilmesi için sadece fiziksel koruma değil, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliği de kapsayan bütüncül stratejiler gerekmektedir:
• Açık Hava Müzesi Yaklaşımı: Norveç'teki "Loft" yapıları veya Samsun Ladik'teki "Ambarköy" örneğinde olduğu gibi, ambarların koruma altına alındığı açık hava müzeleri oluşturulması önerilmektedir (Haşim Karpuz; Mutlu Kaya). Özellikle ambarların toplu halde bulunduğu (Ambarlararası mevkii gibi) bölgeler, doğal birer eko-müze potansiyeli taşımaktadır (Alev Erarslan).
• Yeniden İşlevlendirme ve Turizm: Atıl durumdaki ambarların, özgün mimari kimlikleri bozulmadan kırsal turizme kazandırılması önemli bir vizyondur. Elmalı Ovası'ndaki "Kırkambar Projesi" gibi girişimler, ambarların restore edilerek turistik amaçlı kullanılmasını hedeflemiştir (Alev Erarslan). Bazı ambarların "bungalov" tarzı konaklama birimlerine, hediyelik eşya dükkânlarına veya yerel ürün satış noktalarına dönüştürülmesi, yapıların ekonomik bir değer kazanarak yaşamasını sağlayabilir (Halil Hadimli; Mutlu Kaya). Ancak bu süreçte, ambarların yerinden sökülerek turistik tesislere "dekor" olarak satılmasının önüne geçilmeli, yerinde koruma esas alınmalıdır (Alev Erarslan).
• Köy Tasarım Rehberleri: 6360 sayılı kanunla köylerin mahalleye dönüşmesi ve kentsel imar baskısı altına girmesi riskine karşı, "Köy Tasarım Rehberleri"nin hazırlanması hayati önem taşımaktadır. Elmalı örneğinde çalışıldığı gibi, kırsal peyzaj karakterini (yerleşim dokusu, yapı malzemesi, bahçe nizamı) analiz eden ve koruyan rehberler, yeni yapılaşmaların geleneksel dokuyla uyumlu olmasını sağlayacaktır (Sıla Balta & Meryem Atik).
• Dijital Bellek ve Risk Haritaları: Teknolojinin imkânlarıyla ambarların dijital envanterinin tutulması, 3D modellemelerinin yapılması ve risk haritalarının oluşturulması gerekmektedir. Tübitak projesi kapsamında oluşturulan veri tabanları ve web siteleri, bu mirasın sanal ortamda da olsa korunmasını ve tanıtılmasını sağlayan önemli adımlardır (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Sonuç olarak; Likya'dan günümüze uzanan bu ahşap hafızanın korunması, sadece bir binanın ayakta tutulması değil; binlerce yıllık üretim kültürünün, doğayla uyumlu yaşam bilgisinin ve Anadolu'nun kırsal estetiğinin geleceğe taşınması meselesidir.
Sonuç ve Öneriler: Geleceğe Taşıma Stratejileri
Genel Değerlendirme: Çok Katmanlı Bir Miras Antalya'nın batı kırsalında yoğunlaşan ahşap tahıl ambarları, sadece tarımsal birer depolama birimi değil; üretim pratiklerini, mekânsal kimliği ve toplumsal hafızayı barındıran çok katmanlı bir kültürel ekosistemin parçasıdır (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi). Bu yapılar, Neolitik çağdan günümüze uzanan üretim kültürünün ve sivil mimari geleneğinin, coğrafi koşullara (iklim, malzeme, topoğrafya) göre şekillenmiş en somut taşıyıcılarıdır (Naciye Küçük). Ancak günümüzde tarımsal üretim şeklindeki endüstriyel değişimler (seracılığa geçiş) ve köyden kente göç, bu köklü geleneği işlevsiz bırakarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getirmiştir (Mutlu Kaya).
Risk Durumu ve Acil Eylem Planı Yapılan saha çalışmaları ve risk analizleri, bölgedeki ambarların durumunun kritik olduğunu göstermektedir:
• Kritik Risk: İncelenen ambarların yaklaşık üçte biri (%33) ciddi yıkılma tehdidi altındadır. Özellikle Sinan Değirmeni bölgesindeki ambarlar, insan tahribatı ve bakımsızlık nedeniyle en yüksek risk grubunda yer almakta ve acil müdahale gerektirmektedir (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
• Orta Risk: Bezirgân ve Gökçeören'deki ambarlar, tescilli olmaları ve kısmen turizm rotasında bulunmaları nedeniyle görece daha iyi durumda olsa da, çatı sistemlerindeki bozulmalar ve malzeme yorgunluğu nedeniyle orta vadede risk altındadır (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi; Alev Erarslan).
• Koruma Çıkmazı: Tescilli yapıların onarımı için gereken bürokratik izin süreçleri ve maliyetler, yerel halkın basit onarımları yapmasını engellemekte, bu da yapıların daha hızlı çürümesine neden olmaktadır (Naciye Küçük).
Sürdürülebilirlik ve Yeniden İşlevlendirme Önerileri Bu mirasın korunarak geleceğe aktarılması için "müzeleştirmekten" öte, "yaşatarak koruma" stratejileri benimsenmelidir:
1. Kırsal Turizm ve Konaklama: Atıl durumdaki ambarlar, özgün yapıları bozulmadan "bungalov" tarzı konaklama birimlerine dönüştürülebilir. Likya Yolu güzergâhında bulunan Bezirgân ve Gökçeören gibi köylerde bu tür uygulamalar, hem yapıların bakımını sağlar hem de kırsal ekonomiye katkı sunar (Mutlu Kaya; Naciye Küçük).
2. Yerinde Koruma ve Eko-Müze: Ambarların toplu halde bulunduğu alanlar (örneğin Bezirgân Ambarlararası mevkii), doğal birer "açık hava müzesi" veya "eko-müze" olarak düzenlenmelidir. Bu alanlarda, sadece binalar değil, tahıl dövme, depolama gibi ritüeller de canlandırılarak sergilenebilir (Alev Erarslan; Naciye Küçük).
3. Yeni İşlevler: Ambarlar, köy meydanlarında yerel ürünlerin satıldığı büfeler, güvenlik kulübeleri, danışma ofisleri veya mini kütüphaneler olarak yeniden işlevlendirilebilir. Elmalı'da bazı kamu kurumlarının bahçelerinde sergilenen veya kullanılan örnekler bu konuda model oluşturabilir (Naciye Küçük).
Teknik ve Akademik Öneriler
• Dijital Belgeleme: Ambarların 3D modellemeleri, lazer taramaları ve detaylı envanterleri çıkarılarak dijital bir veri tabanı oluşturulmalıdır. Bu, fiziksel olarak yok olsalar bile hafızanın korunmasını sağlar (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
• Malzeme Analizleri: Geleneksel ahşap koruma yöntemleri (katran, püse vb.) ile modern koruyucuların etkileşimi üzerine teknik analizler yapılmalı, en uygun restorasyon reçeteleri hazırlanmalıdır (Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
• Köy Tasarım Rehberleri: 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile mahalleye dönüşen köylerde, kırsal karakterin bozulmaması için "Köy Tasarım Rehberleri" hazırlanmalı ve yeni yapılaşmaların geleneksel dokuyla (malzeme, form, bahçe nizamı) uyumlu olması yasal güvenceye alınmalıdır (Sıla Balta & Meryem Atik).
Sonuç Likya'dan günümüze uzanan bu ahşap hafızanın korunması, sadece bir binanın ayakta tutulması değil; binlerce yıllık üretim kültürünün, doğayla uyumlu yaşam bilgisinin ve Anadolu'nun kırsal estetiğinin geleceğe taşınması meselesidir. Yerel yönetimler, üniversiteler ve bölge halkının işbirliği ile hayata geçirilecek bütüncül koruma projeleri, bu sessiz tanıkların gelecek kuşaklara da hikâyelerini anlatmasını sağlayacaktır (Naciye Küçük; Tahıl Ambarları Tübitak Projesi).
Kaynaklar
Ak, M. (2015). Teke Yörükleri (1800-1900). Türk Tarih Kurumu Yayınları.,
Aktaş, Ş. (t.y.). Patara Liman Caddesi’nde mozaikli bir yapı. [Yayın bilgisi eksik kitap bölümü/makale].
Arslan, M. T. ve Şen, C. (2021). Elmalı ilçesindeki tahıl ambarlarının kültürel coğrafya açısından incelenmesi. Bilim ve Araştırma Dergisi, 4(2), 24-43.
Balta, S. ve Atik, M. (2019). Köy tasarım rehberlerinin hazırlanmasında kırsal peyzaj karakterlerinin yeri: Antalya Elmalı örneği. Mediterranean Agricultural Sciences, 32(1), 1-9. https://doi.org/10.29136/mediterranean.475220,
Çiçek, M. (2017). Likya anıtsal yapılar [Yüksek lisans tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi].
Doğan, S. (2016). Booking.com web sitesindeki tüketici değerlendirmelerine göre Kuşadası’ndaki konaklama işletmelerinin incelenmesi [Bildiri]. 3. Uluslararası Çin'den Adriyatik'e Sosyal Bilimler Kongresi, Antalya, Türkiye.
Erarslan, A. (2022). A traditional wooden structure technique from Anatolia: Wooden granaries in the ancient region of Lycia (Teke Peninsula). Bulletin of the Transilvania University of Brasov. Series II: Forestry • Wood Industry • Agricultural Food Engineering, 15(2), 79-98. https://doi.org/10.31926/but.fwiafe.2022.15.64.2.6
Fettahlıoğlu, H. S. ve Afşar, A. (Ed.). (2016). 3. Uluslararası Çin’den Adriyatik’e Sosyal Bilimler Kongresi: Turizm ve turizm yönetimi bildiri kitabı. İKSAD Yayınları.
Giritlioğlu, İ., Karakan, H. İ. ve İpar, M. S. (2016). Otel işletmelerinde yiyecek-içecek departmanı çalışanlarının iş tatminine etki eden faktörler üzerine yazınsal bir inceleme [Bildiri]. 3. Uluslararası Çin'den Adriyatik'e Sosyal Bilimler Kongresi, Antalya, Türkiye.
Hadimli, H. (2019). Değişen ekonomik yapılar, değişime direnen “yapılar”: Anadolu’nun ambarları. M. Uslu, S. Çiftçi, C. Arslan ve E. Hamarta (Ed.), İnsan ve medeniyet araştırmaları 2019 içinde (ss. 394-402). Çizgi Kitabevi.,,
İşkan, H. ve Dündar, E. (Ed.). (2016). Lukka’dan Likya’ya: Sarpedon ve Aziz Nikolaos’un ülkesi. Yapı Kredi Yayınları.
Karpuz, H. (1999). 'Serander' ve 'Loft': Türk ve Norveç halk mimarisinde eş değerli iki yapı. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, 19(1-2), 71-82.
Kaya, M. (2020). Anadolu kültüründe dünya kültürüne ambarlar. Ege Coğrafya Dergisi, 29(2), 321-344.
Kıldıroğlu, M. (2025). Tahtacı Türkmenler ve Kastamonu’daki izleri. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, (115), 235-257. https://doi.org/10.60163/tkhcbva.1552463
Küçük, N. (2020). Antalya tarihi ahşap tahıl ambarları [Lisans bitirme tezi, Akdeniz Üniversitesi].
Küçük, N. (2022). From Lycia to Teke Province, from cedar to warehouse: The story of Antalya wooden granaries. Cedrus, (10), 401-418.
Serdar, P. (2010). Likya ve Pamfilya bölgeleri’ndeki Bizans dönemi taş eserlerinin motif, bezeme tekniği ve malzeme değerlendirmesi [Yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi].
Şen, M. A. (2023). Gelenekten geleceğe Trabzon mutfağı: Kültürel değerler. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Yayınları.
Türk, S. (2008). Batı Akdeniz (Likya) tarihi yerleşim merkezlerinin su iletim sistemlerinin hidrolik ve hidrolojik açıdan incelenmesi [Yüksek lisans tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi].
Görsel kaynaklar
By Ramón - originally posted to Flickr as Hórreo en Sietes, CC BY-SA 2.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=8117919
By William Brockedon - link to National Portrait Gallery record, Public Domain, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=78178502
By Unknown author - Ayrancim, Public Domain, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=117425541