Bezirgân'ın tahıl ambarları, Kaş ilçesinin 850-900 metre yüksekliğindeki bu sessiz ovasında, sedir ağacının çivisiz ustalığıyla yüzyıllardır yan yana dizili durmaktadır. Konutlardan bağımsız, toplu kümeler halinde konumlanan bu yapılar, geçmişte bölgenin en hareketli tarım merkezlerinden birinin gıda güvencesini omuzlamıştır. 1568 tarihli Teke Sancağı kayıtlarında yalnızca bu ovadan 52 milyon kilogramı aşan buğday üretimi kayıt altına alınmıştır; ambarlar bu büyük üretimin hem tanığı hem de taşıyıcısıdır. Zemine gömülü dört gözlü kapak sistemi, U şeklindeki gübs sandıkları ve yerden 1,5 metre yüksekteki kaide düzeni, salt depolama işlevinin çok ötesinde, düşünülmüş bir mühendislik anlayışının ürünüdür.

Ne var ki bu yapıların bugünkü durumu kaygı vericidir. Son bekçi Salih Kocabaş'ın vefatının ardından ambarlar korumasız ve sahipsiz kalmış, yüzyıllardır süregelen bekçilik geleneği sessiz sedasız tarihe karışmıştır. 2012 yılında tescil edilerek koruma altına alınan 89 ambar, tamir-tadilat yasağıyla birlikte paradoks bir kırılganlığa sürüklenmiştir; izleme mekanizması olmaksızın çıkarılan bu yasak, yıpranmayı durdurmak bir yana, fiilen hızlandırmıştır. Çatılardaki çürümeler, insan tahribatı riski ve rakımın getirdiği sert iklim koşulları her geçen gün bu mirası biraz daha tehdit etmektedir. Bezirgân ambarları hâlâ ayaktadır ve kurtarılabilir; ancak bunun için zaman giderek daralıyor.