Sille Mağaraları

Konya şehir merkezine çok yakın olmasına rağmen volkanik vadi yapısıyla betonlaşmadan korunan Sille mağaraları, yumuşak tüf kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş binlerce yıllık bir "kırsal sığınak" niteliğindedir. Bu yapılar tarih boyunca sadece barınma amacıyla değil; gıdaların bozulmadan saklandığı doğal kaya ambarları, manastırlar ve kaya kiliseleri gibi çok amaçlı kültürel mekânlar olarak kullanılmıştır. İpek Yolu ve hac güzergâhı üzerindeki stratejik konumu sayesinde Müslüman ve Gayrimüslim halkın yüzyıllarca barış içinde yaşadığı bu bölge, hem somut mimarisiyle hem de yaşayan geleneksel kültürüyle uluslararası düzeyde tescillenmiş eşsiz bir miras alanıdır. Günümüzde bu mağara ekosistemi, ticarileşme riskine karşı korunması gereken ve sürdürülebilir turizm potansiyeli taşıyan bir "açık hava müzesi" olarak değerlendirilmektedir.

Sönmüş Bir Volkanın Eteğindeki Vadi

Sille, Konya ovasının batısında, Takkeli Dağ (Küçük Gevele) ve Takkeli Dağ(Büyük Gevele) arasındaki volkanik bir vadide kurulmuştur. Bölge, sönmüş bir volkan kraterinin kuzey eteğinde yer almaktadır. Jeolojik olarak bu arazi, Paleozoik temel üzerine oturan Neojen ve Kuaterner örtü tabakalarından ve özellikle Miyosen döneminde oluşmuş volkanik kayaçlardan (andezit, trakit, granit, siyenit) meydana gelir. Bu volkanik yapı, Sille'nin "ruhunu" oluşturan iki temel kullanım alanını (ibadet ve sanayi) mümkün kılmıştır.

"Sille Taşı"nın Sırrı: 2000 Dereceye Dayanıklılık Bölgenin en önemli jeolojik sırrı, literatürde "Sille Taşı" olarak bilinen andezit ve siyenit kökenli volkanik taşlardır. Bu taşların "sırrı" ise şaşırtıcı derecede yüksek ısıya dayanıklı olmalarıdır:

Isı Dayanımı: Sille taşı, yaklaşık 2000 derece ısıya kadar dayanıklılık gösterir

Mimari Estetik: Gözenekli yapısı sayesinde "nefes alabilen" bu taş, Konya'daki Selçuklu ve Osmanlı dönemi camileri, medreseleri ve sivil mimarisinde ana yapı malzemesi olarak kullanılmıştır,. Taşın kolay işlenebilir olması, taş işçiliğinin Sille'de bir sanat haline gelmesini sağlamıştır,.

Endüstriyel Kullanım: Bu yüksek ısı direnci sayesinde Sille taşı, tarih boyunca sadece bina yapımında değil, özellikle tuğla ve kiremit fabrikalarının fırınlarında ve kireç ocaklarının inşasında vazgeçilmez bir malzeme olmuştur

Yumuşak Dokunun Sunduğu Sığınak

sille manastırı

Kaya Oyma Geleneği Volkanik arazinin sunduğu bir diğer jeolojik özellik, tüf tabakalarının kolayca oyulabilir olmasıdır. Bu durum, Sille'yi Kapadokya benzeri bir "yeraltı ve kaya yerleşimi"ne dönüştürmüştür:

İnanç Sığınağı: Hristiyanlığın ilk dönemlerinde baskılardan kaçan inananlar, Sille'nin kolayca oyulabilen volkanik kayaçlarını oyarak kiliseler, manastırlar ve barınaklar inşa etmişlerdir,. Bölgede, tavan ve tabanları fresklerle süslü çok sayıda mağara kilisesi bulunur

Roma-Bizans Mirası: Roma ve Bizans döneminde Kudüs Hac yolu üzerinde olması, bu kaya oyma yapıların önemini artırmış ve bölgeyi bir durak noktası haline getirmiştir

kudüs hac yolu

Mağara

Dönüşümün Sırrı

Kiliselerden "Kârhâne"lere Sille'nin jeolojik yapısı, mekanların fonksiyonlarını dönüştürmesine de izin vermiştir. Volkanik mağaralar sadece ibadet için değil, üretim için de kullanılmıştır:

Kârhâne (Atölye) Sistemi: Silleli çömlek ustaları, bu kaya oyuklarını "Kârhâne" adı verilen atölyelere dönüştürmüşlerdir. Burada Sille'nin meşhur testileri, küpleri ve tuğlaları üretilmiştir

Çarpıcı Bir Örnek: Bu dönüşümün en somut kanıtı, Kiriakon (Hızır İlyas) Kilisesi'dir. Kayaya oyulmuş bu dini yapı kompleksi, zamanla fonksiyon değiştirerek bir testi ve çömlek imalathanesine (kârhâne) dönüştürülmüştür,. Bu durum, volkanik yapının sunduğu yalıtım ve korumanın, hem dini inziva hem de endüstriyel üretim (seramik kurutma/fırınlama) için ne kadar elverişli olduğunu göstermektedir

silleli çömlek ustası

Doğal Sığınaktan Depoya: Mağaralar

İnsanlar tarih boyunca mağaraları hem barınma hem de depolama amacıyla kullanmışlardır. Kaynaklarda iki önemli bölge bu kapsamda öne çıkmaktadır:

Kılıçlı Mağarası (Kastamonu - Küre Dağları Milli Parkı): Cide ilçesinde bulunan bu mağara, Küre Dağları Milli Parkı "Mutlak Koruma Zonu" içerisinde yer almaktadır. Arkeolojik bulgular, mağaranın Erken Tunç Devri'nde insanlar tarafından barınma ve depolama alanı olarak kullanıldığını göstermektedir. Mağara, doğal yapısı (sarkıt, dikit, travertenler) ve tarihi değeriyle önemli bir "Jeosit" ve "Jeomorfosit" olarak değerlendirilmektedir

Sille Mağaraları (Konya): Volkanik (andezit, tüf) arazi yapısı sayesinde kolayca oyulabilen Sille mağaraları, Erken Hristiyanlık döneminden itibaren barınak, ibadethane (kilise) ve depo olarak kullanılmıştır. Bu mağaralar, sadece barınma değil, Sille'nin ünlü çömlekçilik geleneğinde "Kârhâne" (atölye) olarak kullanılarak endüstriyel bir işlev de kazanmıştır. Bölge, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsündedir

Kayadan Yapıya Geçiş: Taş ve Tüf Ambarlar

Mağara kullanımından bağımsız yapılaşmaya geçişte ara form olarak "kaya oyma ambarlar" görülür.

Kapadokya ve Karaman (Taşkale): Volkanik tüf kayaların oyulmasıyla oluşturulan bu ambarlar, patates ve tahıl saklamak için kullanılır. Kaynaklar, bu yapıların mimari ve jeolojinin karşılıklı ilişkisinden doğduğunu ve içindeki ürünün raf ömrünü uzattığını belirtir

ambarlarımız alt kısımda sergilenmiştir.

Mimarinin Doğayla Dansı: Ahşap Tahıl Ambarları

"Mağaradan Ambara" sürecinin en gelişmiş ve estetik halkası, özellikle Antalya'nın batısında (Teke Yöresi/Likya) görülen ahşap tahıl ambarlarıdır. Bu yapılar, "Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescillenerek koruma altına alınmaya çalışılmaktadır.

Likya Bağlantısı (Kaya Mezarından Ahşap Ambara): Bölgedeki ahşap ambarların formu, Antik Likya uygarlığının kayalara oyduğu mezar anıtlarıyla (Semerdam/kırma çatı, hatıl uçları) birebir benzerlik gösterir. Bu durum, kayaya oyulan formun ahşaba, yani mağara mantığının yapısal mimariye aktarıldığının en somut kanıtıdır.

Malzeme ve Koruma: Bölgedeki sedir (katran) ormanlarından elde edilen ahşapla, hiç çivi kullanılmadan (kurt boğazı tekniği) inşa edilirler. Sedir ağacının kokusu haşereleri uzak tutarak tahılı doğal yolla korur

Toplu Koruma Alanları (Açık Hava Müzeleri): Yayla-sahil göçü (konar-göçerlik) nedeniyle, köylerin belirli bölgelerinde toplu halde inşa edilen ambar kümeleri bulunur. Bu alanlar günümüzde adeta birer açık hava müzesi niteliğindedir:

Bezirgân ve Gökçeören (Kaş): Bezirgân'da 100'e yakın ambar toplu halde bulunur ve tescilli kültür varlığıdır.

Sinandeğirmeni (Konyaaltı): Doyran mahallesinin yaylasında 52 adet tescilli ambar bulunmaktadır.

Koruma Statüleri ve Tehditler

Bu kültürel ve doğal miras alanları çeşitli statülerle korunmaktadır, ancak ciddi tehditler altındadır:

Sit Alanları ve Tescil: Sille, "Kentsel Sit Alanı" ve "Arkeolojik Sit Alanı" olarak korunurken; Sinandeğirmeni, Bezirgân ve Gökçeören'deki ambarlar "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmiştir

Milli Parklar: Kılıçlı Mağarası ve çevresi, Küre Dağları Milli Parkı sınırları içinde olup mutlak koruma zonundadır.


Riskler: Ahşap ambarlar; tarımsal üretimin azalması, bakımsızlık, modern malzemelerin (sac çatı) kullanımı ve bazen de bilinçsizce turistik eşya (bungalov) gibi satılması nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Özellikle Gökçeören ve Sinandeğirmeni'ndeki ambarlar "kritik risk" grubundadır.


Risk altındaki ambarlarımız

Bezirgan

El değmemiş sedir ambarlarıyla Likya’nın en büyük kırsal kültür mirası.

Sinandeğirmeni

Toroslarda çam ahşabı geleneksel tahıl ambarları ve tarihi değirmeni.

Elmalı Ambarları

Elmalının harika birşekilde korunmuş sedirden yapılma devasa ambarları.

Gökçeören

Bütüncül planlı ahşap tahıl ambarlarıyla ünlü yayla yerleşimli köyü.

Can Güvenliği İçin Yeraltı Savunması: Mağaralar ve Oyma Yapılar

İnanç ve Sığınma (Sille Örneği): Konya Sille'de volkanik (andezit, tüf) arazi yapısının kolay işlenebilir olması, bölgeyi doğal bir savunma üssüne dönüştürmüştür. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde inananlar, baskılardan korunmak ve ibadetlerini gizlice yapabilmek için bu kayaları oyarak mağara kiliseler, manastırlar ve barınaklar inşa etmişlerdir,. Bu yapılar, dışarıdan fark edilmesi zor, ancak içeride yaşamı sürdürebilecek donanıma sahip stratejik sığınaklardır.

Önemli Mağara Yapıları:

Jeolojik Avantaj ve Sığınma: Sille, volkanik bir arazi yapısına (andezit, trakit, granit) sahiptir. Toprak ve kaya yapısının kolayca kazılmaya ve oyulmaya elverişli olması nedeniyle, tarih boyunca insanlar için doğal bir barınma alanı olmuştur,.

Erken Hristiyanlık Sığınağı: Sille, Roma-Bizans döneminde Hristiyanların baskılardan kaçarak ilk sığınak ve mabetlerini oluşturdukları bir bölgedir,. Bölgedeki yumuşak kayalar oyularak, dışarıdan fark edilmesi zor ancak içinde yaşam sürülebilecek kiliseler, manastırlar ve barınaklar inşa edilmiştir.

 ◦ Banaya (Panaya) Mağaraları: Sille'nin güney yamacında yer alan ve arkeolojik kazıların yapıldığı bu alan, kaya oyma geleneğinin en önemli örneklerindendir

 ◦ Kiriakon (Hızır İlyas) Kilisesi: Kayaya oyularak yapılmış, kapalı Yunan haçı planlı bir yapıdır.

Fotoğraf Kaynakçası

  1. https://konyabulteni.com/kiriakon-hizir-ilyas-kilisesi/#

  2. https://www.turkiyenintarihieserleri.com/?oku=811

  3. https://www.jerusalemway.org/tr/yolu/tuerkei/

  4. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/konyanin-kisla-icinde-gizli-kalmis-tarihi-mekani-akmanastir-aa-ekibince-goruntulendi/3407130

  5. https://www.selcuklu.gov.tr/sille-magaralari